Yolda yürürken tek başıma, etrafımda koşuşturan insanlar,
kalabalık, köşede nohut pilavcı, ilerde kırmızı bir kapı. Kırmızı kapının önüne
geldiğimde sanki uzun zamandır aradığım kitabın o kapı’nın arkasında hissi
kapladı içimi. Zil yerine kocaman aslan kafalı bir tokmak. TAK, TAK, TAK. Kapı
kendiliğinden açıldı. Daracık kırmızı bir koridor, ilerledim, içerdeki
televizyonun sesini duyuyordum. Televizyonun ışığı koridora yansıyordu. Merak
içersinde ilerledim. Yavaşca salona doğru baktığımda dev bir ahtapot ile göz
göze geldim.
No comments:
Post a Comment